Herkes için Adli Erişim

Klinik-Lab Adli Bilirkişilik | Taraf Bilirkişiliği | Tarafsız Delil Tespiti

Tarafsız Delil Tespiti

İhtilafların önemli kısmı hukukdışı uzmanlık konularındadır.

Klinik-Lab Adli Bilirkişilik

Bilirkişiler uygulamada hakimlerin yardımcısı uzmanlardır.

Taraf Bilirkişiliği

Verilecek kararı doğrudan etkileyen resmi bilirkişiye haklılığınızı ispat edebilmeniz önemlidir.

Eşit Koşullarda Temsil Edilme Hakkı

Hakimin resmi bilirkişiye müracaat ettiği bir konuda uzmandan görüş alınması avukatlık meslek etiği gereğidir.

Prof. Dr. Oğuz POLAT

Prof. Dr. Oğuz POLAT
Adli Tıp Uzmanı

Güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2012 Pazar

FETH-İ-KABİR (MEZAR AÇMA) İŞLEMİ NEDEN GEREKLİDİR?


Prof. Dr. Oğuz POLAT          Şüpheli ölümlerde otopsi yapmak bir mecburiyettir. Gerek Ceza Muhakeme Kanunu gerekse Ceza Kanununda bu açıklıkla belirtilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu 87. Madde 4. bendinde savcılığın isteği üzerine mezar açma işleminin yapılacağı belirtilmiştir.

Bazı durumlarda ise otopsi yapılmamaktadır. Ancak, sonrasında ortaya çıkan şüpheli durumlarda    gündeme gelen işlem, feth-i-kabir ismi verilen mezarı açarak otopsi işleminin yapılmasıdır. Otopsi zaten oldukça zor bir işlemdir. Çünkü ölümden sonra yaşamsal belirtilerin hızla azalmasına bağlı vital belirtilerin kaybolması, önemli bulguları elde edebilmeyi zorlaştırmaktadır. O yüzden de ölümden sonra otopsi ne kadar çabuk yapılabilirse, olayı açıklayacak bulguların bulunabilme olasılığı o kadar  artacaktır.

Özellikle yumuşak dokuların incelenmesiyle ortaya çıkma olasılığı olan darbeye bağlı doku içi kanaması ekimozların yakalanabilmesi için çabuk davranmak ve hızlı işlem yapmak önemlidir. Ancak, yine de belirtmek gerekir ki yapılan bilimsel çalışmalar birçok olayda kanamanın işareti olan eritrositlerin çok uzun süre sonra bile yakalanabilme olasılığı olduğunu göstermektedir. Ama eğer, sert dokuda bir lezyon oluşmuşsa, o zaman feth-i-kabir sonrası otopside, kemik dokudaki kırık ile çatlaklar bulunacaktır.

Ama asıl zehirlenmeler sonrası süre yeterliyse -Özal olayında olduğu gibi- işlem yapabilme şansı olacaktır. Tabii burada, mezardan sonra su ortamında kalmasına bağlı sabunlaşmanın, 19 yıl sonra işlem yapılabilme şansını verdiğini de göz ardı etmemek gerekir.

Feth-i-kabir yani mezar açma işlemi, ölüm sonrasının en uç ve son işlemi olması gerekirken, yapılması gereken işlemlerin zamanında yapılmaması nedeniyle bazen gündeme gelmekte ve çok işlevsel  olabilmektedir.      

10 Nisan 2012 Salı

ADLİ BİLİŞİM SUÇLARINDA BİLİRKİŞİLİK


Prof. Dr. Oğuz POLAT     Son yıllarda adli bilirkişilik uygulamalarında, çalışma alanlarındaki farklılıklar dikkat çekmektedir. Özellikle gelişmiş ülkelerde bu daha da ön plana çıkmaktadır. Örneğin, Amerika’da son 3 yılda adli bilirkişilik olgularının %48’ini “digital forensic” ya da Türkçeleşmiş haliyle adli bilişim olguları  oluşturmaktadır.

Adli bilişim, bilişim sistemleri üzerinden genellikle veri olarak elde edilen delillerin toplanması, saklanması ve analizini kapsayan bir çalışma alanıdır.

Adli Bilişim; elektromanyetik-elektro optik ortam(lar)da muhafaza edilen ve/veya bu ortamlarca iletilen; ses, görüntü, veri/bilgi veya bunların birleşiminden oluşan her türlü bilişim materyalinin, mahkemede  (elektronik dijital) delil niteliği taşıyacak şekilde; tanımlanması, elde edilmesi, saklanması, incelenmesi ve mahkemeye sunulması çalışmaları bütünüdür.’’ 

Cep telefonu, bilgisayar diski, mp3 çalar, CD, DVD, Flash Disk, sim kartlar, sunucu, modem gibi ağ cihazları gibi günlük yaşamda çok sık kullanılan birçok alette var olan bilgiler, çok önemli delil niteliği  kazanabilmektedir.

Bu uygulama özellikle ülkemizde son 3 yıldaki bir çok davada  görülmektedir. Burada davaların  sadece bilgisayarlarda var olduğu belirtilen dosyalardaki bilgilere dayanılarak açılması ve iddianamenin oluşturuluyor olması konunun ne denli önem kazandığını bize açıkça göstermektedir.

Elektronik delillerin kolaylıkla değiştirilebileceği, manipüle edilebileceği ve yoktan var edilebileceği gerçekleri karşısında, elektronik delillerin saptanmasında objektif ve standart yaklaşımının ne denli önemli olduğunu göz ardı etmemek gerekir.  

Adli bilişimde pratikte yaşanan problemlerin başında; özel ve uzman ekiplerin olmayışı, veri cihazlarına yedekleme yapmadan ve elektronik olarak mühürlemeden el konulduğu; şüpheliye ve avukatına herhangi bir tutanak verilmediği; bilgisayarların ve diğer veri depolama aygıtlarının manyetik alan etkisinden soyutlanmadan özensizce taşınması; özelliksiz odalarda “veri yazmayı önleyen cihaz”lar (FRED) olmaksızın elektronik delil incelemesi yapılması gelmektedir.

Bilişim suçlarında yargı açısından en önemli problemlerin başında  çok basit bir suçta bile bilgisayarda bulunan ilgisiz verilerin birkaç klasörle dosyanın şişirilerek savcı ve hakimin önüne karmaşık ve içinden çıkılamaz dosyalar halinde gelmektedir.

Bu tip olgularda bilirkişiliğin mutlaka bilimsel çerçevede, standart ve objektif kriterlere uygun olarak yapılması  gerekmektedir.  Halbuki şu andaki uygulamada herkes bilirkişi olarak atanabilmektedir.

Bu konu adli bilirkişiliğin en önemli konularından biri olarak adli bilimcilerin çalışma alanına girmektedir.    

29 Şubat 2012 Çarşamba

SİGORTA ŞİRKETLERİ İÇİN ADLİ BİLİRKİŞİLİK


Prof. Dr. Oğuz POLAT  Son yıllarda sigorta şirketlerinin aktivite alanlarını büyütmesiyle beraber adli bilimler ile ilişkilerinin de geliştiği gözlenmektedir. Buradaki temel sebep sigorta poliçesinde beyana dayalı işlemlerin sonrasında  tazminat  ödenmesi için o beyanın doğruluğunun ispatı gerekliliğidir.

Uygulamada da; yaşam sigortalarında otopsi yaparak, sağlık sigortalarında tıbbi uygulama hataları olup olmadığına bakarak, maluliyet hesaplarının yapılmasında, trafik kazalarında olaya adli mekanik açısından yaklaşarak yapılan çalışmalar, adli bilimleri sigorta sektörü için vazgeçilmez boyutlara  taşımıştır.   

Son yıllarda özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde bu tip çalışmaların çok arttığı ve adli tıp uzmanlarınca yürütüldüğü görülmektedir. Adli sigortacılık olarak da isimlendirilen bu çalışmaların özellikle maluliyet hesaplamaları, tıbbi uygulama hataları ve sigortalı tedavi giderlerinin hesaplanmasında, sigorta şirketlerine önemli geri dönüşlerin sağlandığı görülmektedir.

Ülkemizde yeni yeni çok kısıtlı düzeylerde bazı sigorta şirketlerince adli sigortacılık uygulamalarına başlanmıştır. 

Başlıca çalışma alanları şunlardır:

- Tıbbi Uygulama hataları olgularında kusurluluk
- Maluliyet hesaplanması
- Dolandırıcılık hesapları
- Travma olgularında nedensellik
- Hukuksal dava prosedürleri
- Sigortalı tedavi giderleri
- Trafik kazalarında adli mekanik danışmanlığı
- Tıbbi hasar danışmanlığı

Aşağıda adli sigortacılığın başlıca konuları anlatılmıştır.

1. Malpraktis dosyaları: Adli tıp uzmanları multi-disipliner boyutta tıbbi uygulama hataları (malpraktis) olgularını incelemekle görevlidir. İhtisas alanları içinde olan hekim yaklaşımları -hastada gereksiz ve yanlış uygulamaların yapılmış olması veya kusurluluk olup olmadığının bulunması boyutunda adli tıp uzmanları tarafından verilecek bilirkişi raporları belirleyicidir. Adli tıp uzmanları bu konuda eğitimli ve deneyimlidirler.

2. Maluliyetler (heyet raporları) hesaplanması: Bu hesaplamalar artık Avrupa Birliği üyesi ülkelerin de kullandığı özürlülük hesap cetveli ile hesaplanmaktadır. Eskiden beri kullanılan SSK hesaplamaları  standarda uymamaktadır. Özellikle uluslar arası ilişkilerde ve olgularda bu hesaplamalar sonucu çıkan rakamsal veriler çok önemlidir.

3. Dolandırıcılık dosyaları: Bu amaçlı düzenlenen, etkin değerlendirme için tıbbi bilginin yanında adli  mevzuat bilgisi ve simülasyon deneyimi de gerektiren dosyalar.

4. Travma dosyaları: Hastanın travmadan ötürü gelişen yaralanma ve ölüm olguları da adli tıp uzmanının etkinlik alanına girmektedir. Kişinin durumunu ağırlaştırıp ve/veya ölümüne sebep olan hastane veya doktorun nedensellik (illiyet) bağını saptayıp rücu sürecinde olayı olması gerektiği gibi yönlendirme adli tıp çalışma alanına girmektedir.  

5. Tıbbi konular: Bu da şirkete hangi durumlarda dava açılabilir, açılmaması için ne yapılmalıdır, dava açılırsa, yönelim nasıl olmalıdır gibi konularda avukatlara dava dosya içeriği hazırlamak için adli tıp yaklaşımı verilerek hukuk bürosu destekleme çalışmaları yapılması adli tıp konularının kapsamındadır.

6. Sigortalı tedavi giderleri: Sağlık kurumlarında yapılan tıbbi uygulama hataları yüzünden sigortalının ödenen tedavi giderlerinin rücusu konusunda adli süreçte danışmanlığı adli tıp uzmanları tarafından verilebilir.

7. Adli mekanik: Trafik kazası meydana geldiğinde o kazanın meydana gelmesinde mekanik kusurun ve sürücü yani insan faktörünün ne oranda hatalı olduğunun saptanması yapılır.

8. Tıbbi hasar danışmanı olarak adli tıp uzmanının kullanılması toplamda büyük bir fark yaratacaktır.  Adli tıp ihtisası konularının kapsamı tam olarak tıbbi ekspertiz konularını kapsamaktadır.

Nasıl ki oto tamircisi veya yüksek makine mühendisi olmak oto hasar eksperi olmayı beraberinde getirmiyorsa, ekspertiz ayrı bir eğitim, sertifikasyon ve staj konusu ise doktor olmak da malpraktis, maluliyet, sahtecilik, simülasyon, adli tıbbi mevzuat, kriminal olaylara yaklaşım bilgisini  getirmemektedir. Bunlar ayrı bir uzmanlık olarak adli tıp uzmanlarının eğitim aldığı ve bildiği  konulardır.

Ayrıca, şirketlerin rutin uygulamasında var olan hasar kontrollerinin saha araştırmaları için emekli albay veya emniyet mensuplarından kurulu dedektiflik şirketleri taşeron olarak kullanılmaktadırlar. Şirketler, bu amaçla bu kişileri bünyelerinde çalıştırmaktadırlar. Adli tıp danışmanı evrak incelemesi ile saha çalışması gerektiren durumları saptayabilir ve saha çalışması karar verilen vakalar için  araştırmacıyı ne yapması, nelere dikkat etmesi gerektiği konusunda yönlendirerek bu alanda da verimi arttırabilir. 

6 Şubat 2012 Pazartesi

TIBBİ UYGULAMA HATALARI OLGULARINDA BİLİRKİŞİLİK

Prof. Dr. Oğuz POLAT

Tıbbi uygulama hataları, özellikle son yıllarda hasta hakları kavramının gündeme gelmesiyle çok daha fazla tartışılmaya başlanmış bir konudur.

Hekim hastasını iyileştirmek için çaba göstermesine karşın bazı girişimler sonucunda hastaya yönelik   beklenmeyen zarar verici olayların gelişebildiği olgular gözlenmektedir.

Hastada bir zarar ortaya çıktığında, bu zararın tıbbi uygulamadan kaynaklanıp kaynaklanmadığını, uygulamanın kusurlu olup olmadığını belirleme görevi, tıbbi bilirkişilerindir.

Tıbbi uygulama hataları olgularının yargıda doğru değerlendirilebilmesi ancak doğru tıbbi bilirkişilik   uygulamaları ile mümkündür. Dünya’da gelişmiş ülkelerdeki uygulama çapraz sorgulama sonucu gelişmiş olan tarafların bilirkişilik hizmetlerini serbest olarak alabilmeleri modeline dayanmaktadır.

Bu da konusunda uzman, eğitilmiş bilirkişilerce rapor verilmesinin önünü açmaktadır. Başka bir deyişle   konusunda yeterliliği ispatlanmış bilim adamlarının raporlarıyla olayların net olarak belirlenmesi yapılabilmektedir.

Son dönemde Yargıtay da raporun nereden alındığından ziyade raporun yeterliliğini  kriter olarak almaya başlamıştır.

Adli bilimler bilirkişiliği  bu konuda bilimsel altyapıya sahip, objektif ölçülere bağlı, standart bir çalışma   modeline sahip kişi ve kurumlar tarafından yapılmalıdır. Özel ve üniversiter yapıların da bu konuda önde gelen yapılar olduğu ve olacağı tüm Dünya uygulamalarında görülmektedir.   

TARAF BİLİRKİŞİLİĞİ

Prof. Dr. Oğuz POLAT

Adli Tıp Bilirkişilik hizmetinin insan ve insanla ilgili tüm konularda uygulandığı bilim dalıdır. Günümüzde artık çok kapsamlı olarak çalışılmasından dolayı Adli Bilimler yaklaşımı Dünya üzerinde kabul görmektedir.  

Bugüne kadar resmi bilirkişilik kurumu Adli Tıp Kurumu dışında başka bilirkişilik hizmetinin adeta yok sayıldığı ülkemizde, dosyaların çok geç değerlendiriliyor olması, tartışmalı sonuçlar, Kurum’un yeterince kalifiye eleman barındırmaması,yapısal sorunlar gibi problemler üniversiteler,özel bilirkişilik yapıları gibi alternatif bilirkişilikleri gündeme getirmektedir.   

Ancak, asıl önemli farklılığın Birleşik Devletler gibi ülkelerde uygulanan çapraz sorgulama ve benzer yöntemler sonucu gelişen taraf bilirkişiliği oluşturmaktadır. Artık mahkeme tek başına bilirkişi ataması yapmamakta ve taraflar da bilirkişileri saptayarak onlardan görüş alabilmektedirler.

Taraf bilirkişiliği özellikle tıbbi uygulama hataları, mobbing olguları gibi  kurumsal yapılara karşı bireyin açtığı davalarda büyük önem taşımaktadır. Bunun yanı sıra bilimsel yaklaşımın, güncel objektif  bilginin temel olduğu bilirkişilikte sadece atanmış Adli Tıp Kurumu’ndaki o alandaki tek kişinin ve ilgili alanlardan olmayan diğer uzmanların oluşturduğu görüşlere bağımlı olmaktan da kurtarmaktadır.

Taraf bilirkişiliği, taraflardan birinin davasını savunabilmesi için delil tespitinin ve doğru yorumlanmasının yapılması amacıyla adli bilirkişiden rapor almasıdır. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ndeki uygulamalar bu yönde çok gelişmiştir.

5 Şubat 2012 Pazar

ADLİ BİLİRKİŞİ RAPORU NEDEN ÖNEMLİ?

Prof. Dr. Oğuz POLAT


Adli Tıp  çalışmalarına baktığımızda ilginç bir süreçle karşılaşıyoruz. Uzun yıllar sadece işin doğasına aykırı olarak sadece Adli Tıp Kurumu’ndan rapor kabul edilir yaklaşımıyla adli bilirkişilik istikrarsız bir süreç yaşadı.

Yargıtay’ın uzun yıllar inatla sadece Adli Tıp  Kurumu raporları geçerlidir görüşü avukatların da başka yerlerden örneğin üniversite öğretim üyelerinden rapor almalarına bir oto-sansür getirdi.

Davayla ilgili çok kapsamlı ve bilimsel olarak hazırlanmış bir raporun Adli Tıp Kurumu’ndan alınmadıysa, mahkeme tarafından gözönüne alınmaz görüşünün yerleşmiş olması, avukatların davalarını çok daha iyi savunabilmelerini sağlayacak görüşü sağlayacak adli bilirkişilik hizmetini üniversite ve öğretim üyelerinden almalarını engelledi. Daha doğrusu avukatlar bu olanağı hiç kullanmadılar.

Halbuki erken dönemde dava konusuyla ilgili  uzmandan alınacak görüşün hem savunmayı çok güçlendireceğini hem de mahkeme aşamasında bazı delillerin çok daha doğru yorumlanacağını  ancak son dönemde görmeye başladılar.

Yargının tüm katmanlarında adli tıp bilirkişiliğinin çok önemi olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Özellikle  bilimsel yaklaşımların adaletin terazisini her zaman doğru noktaya getirdiği tüm Dünya’daki  uygulamalarda görülmektedir.

Parmak izi tespitiyle başlayan çalışmalar bugün DNA analiz ve digital incelemelerle bilimin ne kadar  belirleyici olabildiğini göstermektedir.

Özetle, adli tıp raporları her zaman hukukta vazgeçilmez bir fonksiyona sahiptir. Bilimsel yaklaşımlar  her zaman bizi doğruya götürür.

BİLİRKİŞİLİKTE NEREDEYİZ?

Prof. Dr. Oğuz POLAT


2009’da yayınlanan Dünya Bankası’nın Yargılamada Bilirkişilik Müessesesi Hakkında Mukayeseli Çalışma başlıklı bilirkişiliğin sorunlarının 4 ülke ile yapılan karşılaştırmalı çalışmanın inceleme raporundaki tanıma göre, bilirkişi  görüşü, mesleki, bilimsel ya da teknik bir konuyla ilgili olarak yasal kovuşturmada kanıt olarak sunulacak (yazılı veya sözlü) herhangi ifade  olarak tanımlanmaktadır.

Adli Tıp/Bilimler bilirkişiliğini ise insanla ilgili olarak konusunda eğitimli ve bilgili olan kişi/kişilere   yargının sormuş olduğu sorulara cevap vermek olarak çok daha pratik bir tanım da yapmak mümkün. 

Bilirkişilik alanlarına baktığımızda, konuların çok yaygın bir skalada yer aldığını görmekteyiz. Bugün  adli tekstilden adli genetiğe, adli muhasebecilikten adli digital incelemelere kadar çok yaygın bir çalışma alanı olduğu görülmektedir. Bunlara ölüm, olay yeri, kriminalistik, hekim hataları gibi artık klasikleşmiş konuları da saymakta yarar var.

Bilirkişilik çalışmalarında temelde laboratuarda ölçülen değerlerin ve/veya geçmişte yapılmış uygulamaların raporlarının incelenerek analizi ve değerlendirilmesi yapılmaktadır. Burada çok önemli bir boyutun gözden kaçtığını da hemen belirteyim. O da adli bilirkişiliğin yoruma dayalı bir sistem olduğu için güvenirliliğinin tartışmalı olduğu görüşüdür. Bu kesinlikle yanılgıdır çünkü yapılan tüm yorumların mutlaka olaydaki, dosyadaki geçmişte yapılmış çalışmaların değerlendirilmesi, laboratuar sonuçları ve standart uygulamalar kapsamında bakılarak değerlendirildiği ve sonuç yorumunun da bilimsel referanslar verilerek yapıldığının altını çizmek gerekiyor.  

Başka bir deyişle adli raporda yazılan sonuç mutlaka objektif, ölçülebilir ve bilimsel değerlere, standartlara dayanmaktadır, dayanmalıdır da.

Adli bilirkişi, raporuyla adli kılavuzluk yapmakta, davanın doğru ve çabuk sonuçlanmasını sağlamaktadır. Zaten ana işlevi de yargıya yardımcı olmaktır.

Son dönemdeki çapraz sorgulamayla başlayan değişim sürecinde artık taraf bilirkişiliğinin  uygulanmaya başlaması, Yargıtay’ın anlamsız sadece Adli Tıp Kurumu raporunu geçerli sayma  ısrarından vazgeçmesi gibi  adımlar gelişmiş ülkelere benzer şekilde adli bilirkişiliğinin yapılabilme ortamını yaratmış ve uygulamalar da başlamıştır. 

Bugün sayısı hızla artan, konularında yetkin akademik çalışmalar yapan adli tıp öğretim üyelerinin  raporlarıyla çok sayıda olgu çözümlenebilmektedir.